Sözde Akran Baskısı

Yazıma başlamadan önce özellikle belirtmek istediğim bir kaç husus bulunmakta. Dergimiz bünyesindeki herkese emeklerinden dolayı teker teker teşekkür etmek istiyorum. Bu platformun oluşturulmasında ve insanlara sesimizi duyurabilmemizde emeği olan herkese; en başta da bu fikri ortaya atan ve yaşayabilmesi için büyük emek harcayan dergimizin genel yayın yönetmenine can-ı gönülden teşekkür ediyorum. Üniversiteye başladığımda böyle bir şeyi hayal edemezdim. Etsem bile bu denli sıcak yaklaşmaya bilirdim. Fakat ilk günden beri dergimiz bünyesindeki herkesin samimiyeti ve birikimi beni çok etkiledi, hala da etkilemeye  devam ediyor. Hepsinden  öte, tamamen öğrencilerin emeği ile oluşturulmuş ve yine öğrencilerin yönetimi altında işleyen bağımsız bir yapı olması başlı başına takdire şayan bir durum.  Çok değerli hocalarımızın desteği de bu gerçeğin önemli bir parçası. Onlara da desteklerinden dolayı kendi adıma ayrıca  teşekkür ederim. 


İnsanların gelecekleri hakkında kaygı duymaları ve bunu bir sorumluluk haline getirip ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmaları dünyada taktir edilecek en temel durumlardan biri. Kaliteli yaşamak, iyi olanaklara sahip olmak ve sevdiğin insanlara bunları sunabilmek; bütün hayat gayesi ve insanların en büyük motivasyonu. Mevzu o ki bu motivasyon bazen hayatın kendisini, en temel manasını unutturuyor insana;  yaşamayı. Bu durum ile mezun olduktan sonra fazlasıyla karşılaştığım için bu konuda bir şeyler yazmak istedim. Bunu ukalalık veya bilmişlik olarak algılamayın lütfen; sadece samimi bir paylaşım. Hepimizin hal-i hazırda karşılaşmış olduğu veya ileride karşılaşacağı bir durum bu. Sayın Yrd. Doç. Dr. Cenk Aygül'ün güvenlik dersinde fazlasıyla bahsettiği peer pressure (akran/mahalle baskısı) durumunun ta kendisi bu! Yaşadığımız toplumum vazgeçilmez bir parçası ve en büyük sosyolojik gerçeklerden biri bu mahalle baskısı. Bu durumu iki sebepten dolayı sizin ile paylaşıyorum ;  ben bu duruma karşı hazırlıklı değildim; siz önceden kendinizi hazırlayın. Ayrıca  genel yayın yönetmenimiz de  bir şeyler yazmamız ve bu platformu aktif kullanmamız doğrultusunda bir çeşit peer pressure (akran/mahalle baskısı) yaratıyor. Şakayı bir tarafa bırakacak olursak diyeceğim o ki; bu sosyal realiteyi önemseyin, kendinizi buna hazırlayın fakat fazlada kafaya takmayın. Hayatın anlamını kaçırmaması için elinizden gelenin en iyisini yapın ve ne kadar zor olursa olsun asla vazgeçmeyin. Kendi adıma bu platformu sizin gibi değerli insanlar ile paylaştığım için çok mutluyum ve herkese tekrar ayrı ayrı teşekkür ederim. Bol bol yazın, okuyun arkadaşlar!