Faiz ve günlük yaşantımıza etkisi

Günlük yaşantımızda sıkça duyduğumuz faiz kelimesi nedir, neden bu kadar gündemdedir ve yaşantımızı neden bu kadar çok etkiler?

Öncelikle faiz kelimesinin sözlük anlamına bakalım:

1. İşletmek için bir yere ödünç verilen paraya karşılık alınan kâr, getiri, ürem, nema

2. Kapitalist ekonomide, artık değerin değişikliğe uğramış biçimi olarak paranın fiyatı, kiralanan paranın kira bedeli (bkz: tdk.gov.tr)

Yani Türk Dil Kurumu diyor ki; bir miktar parayı işletmek veya kullanmak için ödünç alırsanız karşılığında bir miktar karşılık ödemeniz gerekir. İşte buna faiz denir. Faiz borçlanan taraf için bir gider, borç veren taraf için ise alacaktır.

Faiz oranları günlük yaşantımızda ve işleyen ekonomi içerisinde en çok merkez bankaları tarafından kullanılır. Merkez bankaları hedefledikleri enflasyon oranlarına ulaşmak için faiz oranlarını kullanırlar. Peki ama nasıl?

Sıradan bir vatandaşı ele alalım. Elinde bir miktar TL mevduatı olsun, yani nakit kullanıma hazır parası. Bu kişi parasını sabit tutmak yerine vadeli mevduatta veya bir şeyler alıp satmak veya ticaret yapmak için kullanabilir. Peki hangisini seçmelidir? Parasını vadeli mevduata yatırıp vade sonunda sabit getirisini mi almalı, döviz mi almalı, yoksa ticaret mi yapmalı veya bir işletme mi kurmalıdır?

Bu sorunun cevabını tabi ki kişinin kendisi verecek, fakat karar verirken piyasa şartlarını dikkate alacaktır. Eğer ülkede yüksek faiz oranları varsa ticaret yapmaktan ya da bir işletme kurmaktan kaçınacak parasını vadeli mevduata yatıracak ve vade sonunda garanti olan risksiz faiz getirisini elde edecektir. Hem de bu sayede bir şirket kurup onu yönetmek ve birçok riske katlanmak zorunda da kalmayacaktır.

Şimdi bu kararı analiz edelim. Kişi mevcut ekonomik ortamda kendi çıkarına en uygun kararı vermiş ve vadeli mevduatı seçmişti. Peki bu karar kişinin kendisi için uygunken toplum için de uygun mudur? Peki bu karar; klasik iktisadın kurucusu Adam Smith'in 'Eğer herkes kendi çıkarını düşünürse toplum için en uygun sonuç ortaya çıkar' sözüne ne kadar uygundur?

Kişi burada ilk bakışta kendi çıkarına en uygun kararı vermiştir fakat Adam Smith'in dediği gibi toplum yararına da uygun mudur?

Seçimini makro açıdan ele alırsak ülke ekonomisinin zararına olan bir yol seçtiğini görebiliriz. Çünkü parasını faizde değerlendirmek yerine küçük de olsa bir işletme kursaydı, belki risk alacak ama aynı zamanda daha fazla getiri sağlayabilme olanağına sahip olacak, belki 5-10 kişiye iş olanağı sunabilecekti. Bu sayede ülkedeki istihdama katkı sağlarken aynı zamanda da vergisini ödeyerek ülkesine daha fazla fayda sağlayacaktı.

Kişi kararını verirken o anki piyasa şartlarına göre karar verir demiştik, peki piyasa şartları nasıl oluşur? Büyük oranda merkez bankalarının kontrolünde dememiz yanlış olmaz. Öyleyse bu konuya biraz daha değinelim:

Merkez bankaları hedefledikleri enflasyon oranlarına ulaşmak için faiz oranlarını kullanırlar. Peki ama nasıl?

1. Bir ülke ekonomisinde faizler yüksek ise insanlar ellerinde bulundurdukları paralarını ticarette, yatırımda (mevduat faizini bir yatırım kalemi olarak kabul etmiyoruz) veya alışverişte kullanmak yerine faize yatırıp gelir elde etmeye yönelirler. Çünkü iyi getirisi vardır ve risksizdir. Vade sonunda size baştan bildirilen tutardaki faiz getirisini alırsınız. Ayrıca yüksek faiz oranlarında (borçlanma faizi) insanlar kredi çekmeye yönelmeyecek, kredi çekip ev almalar azalacak, kredi alıp yeni otomobil alımları düşecek, bankalardan borç alıp iş yerini büyütmek isteyen işletmeler bunu erteleyecektir. Çünkü maliyeti yüksek olacaktır.

2. Bir ülke ekonomisinde faizler düşük ise insanlar ellerinde bulundurdukları paralarını ticarette kullanacak para da piyasada dolaşacaktır. İnsanlar düşük faiz oranlarından dolayı dai gelirim yönelmeyecektir. Ayrıca düşük faiz oranlarında (borçlanma faizi) insanlar kredi çekmeye yönelecek, kredi çekip ev almalar artacak, kredi alıp yeni otomobil satışları artış gösterecek, bankalardan borç alıp iş yerini büyütmek isteyen işletmeler bunu ertelemeyeceklerdir. Çünkü maliyeti düşük olacaktır. Tüm bunların sonucunda ekonomide bir hareket olacak, artan ticaret işsizliği düşürecek ve genel ekonomiye olumlu yansıyacaktır.

İşte merkez bankaları burada devreye giriyor. Piyasa faiz oranlarını değiştirerek tüketicilerin ve işletmelerin tüketim, harcama ve yatırım kararlarına etki ederler. Tüketicilerin ve işletmelerin tercihleri ve piyasa talepleri veya üretim maliyetleri ise enflasyonu oluşturur.