BM Zirvesi: Greta'nın konuşması

Belki de bir çocuğun iklim hakkında endileşenmesi veya BM'nin dikkatini çekebilmesi için refah içerisinde olması gerekiyordur.

Bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Milletler Zirvesi düzenlendi. Zirvede en az "I speech kürsü?" kadar önemli, fakat onun kadar gündem olamamış bir diğer olay ise Greta Thunberg'ün konuşması. Peki Greta, konuşmasında nelerden bahsediyor?

"Sizi izliyor olacağız" şeklinde konuşmaya başlayan Greta'nın tüm dünyada yankı uyandıran sözleri şu şekilde devam ediyor: "Benim hayallerimi, çocukluğumu boş vaatlerinizle çaldınız. Fakat yine de ben şanslı olanlardanım. Tüm ekosistem çöküyorken, siz hala paradan konuşabiliyorsunuz. Nasıl cüret edersiniz?"

16 yaşında bir kızın dünya liderlerine böyle kafa tutarcasına konuşması ne kadar cesurca ve kendini iklim aktivisti olarak tanımlayan bu kızın, dünyamızın sorunlarıyla bu denli iç içe olması ne kadar güzel değil mi? Fakat üzülerek söylüyorum ki ben bunu samimi bulamadım.

Linç yemeden önce belirtmek isterim ki Greta'nın fikirlerinde hiçbir yanlışlık yok. İklim değişikliği hepimizi ilgilendiren bir sorun ve sadece sıcaklıklardaki artıştan ibaret değil. Kuraklık, seller, şiddetli kasırgalar gibi aşırı hava olaylarının sıklığı ve etkisinde artış, okyanus ve deniz suyu seviyelerinde yükselme, okyanusların asit oranlarında artış, buzulların erimesi gibi etkenler sonucunda bitkiler, hayvanlar ve ekosistemlerin yanı sıra insanların da ciddi risk altında olduğunun bilincindeyim. Bana göre buradaki samimiyetsizlik Birleşmiş Milletler'den kaynaklanıyor. Gelin, en çok karbon salınımı yapan ülkelere bir bakalım.

Peki Birleşmiş Milletler'in bu ülkelerin karşısında 16 yaşındaki bir çocuğu konuşturmaktan başka ne gibi bir politikası oldu? Ülkelere enerji verimliliği, yenilenebilir enerji veya ormansızlaşmanın önlenmesi konusunda bir yaptırım uygulayabilir miydi? Tekrar belirtmek isterim, benim buradaki sorunum Greta'nın konuşmasıyla değil, Birleşmiş Milletler'in çok daha ciddi konularda bu şekilde bir politika izlemekten kaçınmış olmasıdır. Keşke daha önce Afrika, Suriye veya Urumçi'deki bir çocuğa 193 ülke liderinin duyabileceği şekilde konuşma fırsatı verilseydi de şu an bu yazıyı yazıyor olmasaydım. Yazımı sonlandırırken, gördüğüm bir tweet'i sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bu durum Türkiye için bile böyleyken, savaşın içinde büyüyen çocukların endişelenecek çok daha öncelikli sorunları var. Mesela hayatları! Belki de bir çocuğun iklim hakkında endileşenmesi veya BM'nin dikkatini çekebilmesi için refah içerisinde olması gerekiyordur. Sizler bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Lütfen yorumlarınızı benimle paylaşın.