Anne ben Elsa olmak istiyorum!

Sevgili okurlar, küçüklüğümüzden beri hayranlıkla izlediğimiz, içindeki karakterlere özendiğimiz hatta onlar gibi olmaya çalıştığımız çizgi filmlerde, aslında alttan alta bizim üzerimizde kalıplaştırılmış bazı davranışların bulunduğunu artık hepimiz biliyoruz. Peki ya mükemmel prenses hikayelerinde kız çocuklarına aşılanan bazı özelliklere ne demeli?

Acaba hiç düşündünüz mü neden Külkedisi üvey annesi ve kardeşlerine katlanıp yakışıklı prensin gelip hayatını kurtarmasını beklemek yerine kendi ayakları üzerinde duran bir birey olarak yaşamını kazanmaya çalışmadı? Neden Pamuk Prenses'i derin ölümcül uykusundan uyandıran yakın bir arkadaş ya da ailesinden biri değildi de bir prensti? Ve hatta niye bu kız uyanmak için bu prense ihtiyaç duydu?  Veya Rapunzel'i o şatodan kurtaran neden yine bir erkekti?

Disney Prensesi markası,  kızların en değerli özelliğinin güzellikleri olduğunu öne sunuyor  ve bu da fiziksel görünüşle sağlıksız bir biçimde meşgul olmaya ve bu sebeple kızlar üzerinde kaygı oluşturmaya neden oluyor. Aynı zamanda marka,  kızların tatlı ve itaatkar olmaları gerektiğini ve ilk görüşte aşık oldukları erkeklerin imdatlarına yetişmeleri gerektiğini çizgi filmlerinde gösteriyor.

Çocuk yaştayken birçok kız çocuğuna yakışıklı bir prens tarafından kurtarılmanın etkileyici ve tek yol olduğu gösterildi hep bu çizgi fimler ile, peki niye bu prensesler hep birilerine ihtiyaç duysun ki? 

Herkes tarafından bilinen bu çizgi filmlerin aksine Frozen/ Karlar Ülkesi 2013 yılında genç prenseslere farklı bir yaklaşımda bulunarak ortaya ilginç bir çizgi film çıkardı. Elsa ve Anna küçükken birbirleriyle çok iyi anlaşan iki kardeştir. Elsa'nın özel bir gücü vardır ve dokunduğu yerleri buza çevirebilir, bir gün oyun oynarken Elsa gücünü kontrol edemez ve Anna yaralanır. Kral ve Kraliçe onu büyü yapan cücelerin yanına götürür. Cüceler sihirin kalbe gelmediği sürece çıkarılabileceğini söylerler. Anna'yı iyileştirirler fakat zihninden Elsa ile geçirdikleri sihir ile ilgili güzel anıları siler. Zaman geçer ve büyürler bu süreçte Elsa hep odasındadır ve Anna ile görüşmez. Kral ve Kraliçe geçirdikleri bir kaza sonucu ölür. Elsa büyür ve Arendelle Kraliçesi olmak için ülkede taç giyme töreni düzenlenir. Senelerin ardından ilk defa sarayın kapıları açılır fakat törende Anna ve Elsa'nın kavgası sonucu herkes Elsa'nın güçlerini öğrenir. Elsa ülkeyi terk eder. Anna ise kız kardeşinin peşinden onu bulmaya gider.

Çoğu zaman bu üstün özelliğe sahip kadınlar cadı karakter olarak yansıtılmalarına rağmen, Elsa kimseye zarar vermemek için Arendelle'i terk eder ve yine diğer prenseslerin aksine prensi olmadan kendi şatosunda yaşamaya başlar.Bunun dışında en başından beri görüldüğü üzere hikaye bir kız kardeşlik üzerine kurulmuştur ve aslında tek ihtiyaçları olan şey birbirleridir. Hikayenin ilerleyen kısımlarında Anna'nın kalbine saplanan buz parçasından kurtulmasının tek yolu, gerçek sevgi ile öpülmesidir. Kardeşler sorunu yakışıklı prensin öpücüğüyle değil, kendi iradeleri ve aralarındaki sevgi bağının sınanmasıyla çözeceklerdir.Aslında bir erkek tarafından öpülmesi gerektiği düşünse de  Elsa'nın ona sarılması yetmiştir, ne zaman ki buz çözülür o zaman Anna sağlığına kavuşur.

Demek istediğim şey şu ki hiçbir genç kız beyaz atlı yakışıklı prensi bekleyip hayatının değişmesini arzulamaz. Her birinin kendi özgün iradesi vardır ve bu irade doğrultusunda hareket ederler, hayatlarını şekillendirirler. İlk gördükleri erkeğe aşık olup evlenen eski prenseslere eleştiri olması ve filmin düğünle bitmemesi filmi asıl özel kılan özelliklerdendir.Beyaz atlı yakışıklı prens masallarıyla büyütülen kız çocuklarına Karlar Ülkesini izletmeniz ve aynı şekilde kendinizin izlemesini özellikle tavsiye ederim.